Çocuğumu kasabada büyütmek isterim

Ebru Özkan, Hanımın Çiftliği dizisinde Halide rolüyle büyük bir çıkış yapmıştı. Şimdi Star TV'nin yeni dizisi Anneler ile Kızları'nda Defne rolünde izliyoruz onu.

28 Ağustos 2011 Pazar 08

Feride Çetin ve Levent Üzümcü’nün de rol aldığı Anneler ile Kızları’nın Riva’daki setine konuk oldum. Çok röportaj vermeyi sevmediği için Ebru Özkan hakkında çok az şey biliyordum. Çekim arası genç oyuncuyla sohbet etme ve onu biraz daha yakından tanıma imkanı buldum. Dizide bir kız çocuğu annesini canlandıran genç oyuncu anne olmayı çok istediğini içtenlikle açıkladı.

Tanımanın en iyi yolu, çocukluktan başlamak...

Hiperaktif bir çocuktum, hala da öyleyim. Hiperaktif olmak çok yorucu bir şey. Çocukken hep yara bere içindeydim. Hala da öyle. Hızlı hareket etmekten her yerimi çarparım. Yara bere içinde dolaşırım hep. Aynı zamanda sakarım. Çok hareketli insanlar sakardır da. En küçük çocuk olduğum için büyük kardeşlerim evlenmişti. Annem babam da çalışıyordu. Dolayısıyla yalnız bir çocukluk geçirdim. Kendi kendime oyunlar icat ederdim.

Nasıl bir yalnızlıktı?

Yalnızlık derken kalabalıktan uzakta demek istiyorum. Yoksa çok güzel bir çocukluk geçirdim. Ben Ankaralıyım ama Nevşehir’de büyüdüm. 6 yılımı kasabada geçirdim. Kasabada büyümek çok güzeldi. Meyveleri dallardan kopararak yiyorduk.

Oyunculuk yeteneğinizi nasıl fark ettiniz?

Çocukken fark ettim. Çok küçükken, ilkokulda kendimce sahne kurup küçük hikayeler anlatıyordum.

Oyuncu olmak isteyince aileniz nasıl karşıladı?

Ailem bana hiçbir zaman sert olmadı. Hep çok uyumluyduk. Konuşarak birbirimizi çok iyi anlıyorduk. Bu konuda da çok saygılı davrandılar. Beni anladılar ve desteklediler. Şu anda, “Anne çok yoruluyorum” ya da “Baba çok yorgunum” dediğim zaman, “Eee sen istedin!” gibi tatlı sitemlerle karşılaşıyorum.

Peki nasıl başladınız?

Ankara’da Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nde oyunculuk bölümünde okudum. Öğrenciyken Devlet Tiyatrosu’ndaydım. İkinci sınıfta dizi sektörüne girdiğim için doya doya tiyatro yapma fırsatım olmadı. Çok özlüyorum ve yapmak istiyorum.

“Çocukken yalnızdım” dediniz, yetişkinken nasıl hissediyorsunuz?
Kalabalık içindeki yalnızlığı herkes yaşıyor, ben de her insan kadar yaşıyorum elbetteki. Ama yalnızlık güzel bir şeydir. Yalnızlığımı çok severim. Yalnızlığı kötümser ya da negatif kullanmadığınız, bencilleşmediğiniz sürece çok güzel bir duygudur. Kendi kendine yetebilme becerisini kazandırdığı için ben çok mutluyum. O sessizlik, o dinginlik bana kendimi, hayatı sorgulama, tanıma ve daha iyi algılama imkanı sağlamıştır. Mesela şehir çocuklarının algıları farklıdır, 10 dakikada bir değişir. Çocuğumu bir kasabada büyütmek isterim. Bir balıkçı kabasında ya da uzak bir kasabada. Çünkü ben memnunum kasabada büyümüş olmaktan.

Çocuk, evlilik ne kadar uzakta şu an?

Çok seviyorum çocukları. Anne olmayı çok istiyorum. İnşallah.

Size evliliği düşündürten biri var mı?

Bu konularda konuşmak istemiyorum.

Hanımın Çiftliği’nin Halide’si, Anneler ile Kızları’nın Defne’si ve siz... Bu üç kadının ortak tarafları var mı?

Onlar Ebru’dan, Ebru onlardan, onlar birbirinden çok farklı. Halide çok değişik, çok güçlü, çok hırslı, hırslarına yenilmiş bir kadındı. Ama insani taraflarını ve haklı olduğu durumları asla unutmadan canlandırmaya çalıştım ki empati kurabilelim. Yoksa salt kötü olarak kalacaktı. O da yalnız bir kadındı. Defne daha farklı bir kadın. En önemli özelliği anne oluşu. Anne şefkati ve içgüdüsü taşıyışı. Bu bakımdan da benden farklı. Çünkü ben henüz anne olmadım. Ama anne olmaya çok yakın biri olarak, kadın olarak ona daha yakın hissediyorum.

   Anneler ile Kızları dizisinde çok önemli mesajlar da var. Özellikle Türkiye’de kadın olmanın zorluğu işleniyor. Siz Türkiye’de kadın olmanın zorluğunu yaşadınız mı? Hiç taciz ve şiddetle karşılaştınız mı?

Eğitim biçimimizden, ailemden, yaşadığımız çevreden dolayı çok acı durumlar yaşamadım ama çok acı durumlar gördüm. Biz de elbette kadın olarak birçok sorunla karşılaşıyoruz. Sadece Türkiye’de değil dünyada da böyle. Ama Türkiye’de kadına şiddet çok daha fazlalaşmaya başladı. Bu çok acı bir durum. Taciz ve şiddetle karşılmadım ama karşılaşmış gibi hissediyorum. Şiddetin ve cinayetin bana olmaması, bir başka kadına olması benim bu duruma müdahale etme gereği duymama engel değil.

Bu konuda neler yapıyorsunuz?

Şu anda buna müdahale edebilme olanaklarımızı araştırıyoruz. Ne yapabiliriz, nasıl yardım edebiliriz diye.

‘İçimde vamp bir kadın olduğunu sanmıyorum’

Bu rolü kabul etmenizde bu konudaki duyarlılığınızın etkisi var mı?

Tabii ki; öncelikle bir kadın projesi oluşu, kadın sorunlarını yansıtması ve bu konudaki mücadeleyi verecek olması. Şehirli ve taşralı iki kadın. Farklı kültürdeler ama aynı mücadeleyi veriyorlar. Nerede ve nasıl olursan ol kadın olmak böyle bir şey.

Tempo dergisi için bir fotoğraf çekiminiz vardı. “Cesur pozlar” diye büyük yankı yaptı. Bu sizi rahatsız etti mi?

Yoo beni rahatsız etmedi. Tempo ile yaptığımız çekimin konseptine göre vamp bir kadın olacaktım. “Cesur pozlar” diye çıkmasının nedeni sanırım beni hiç öyle görmedikleri için farklı gelmesiydi insanlara...

Sizin içinizde vamp bir kadın var mı?

Sanmıyorum.

Rol seçer misiniz? Ya da sevişme sahnesinde oynamam, öpüşmem gibi kurallarınız var mı?

Açıkçası bu tarz konuları çok düşünmem. Düşünerek de büyütmem. Çünkü odak noktam asla onlar olmamıştır. Her şeyin gereğince ve zamanında yapılması gerektiğini düşünürüm. Çok gerektiren bir durumsa, bir mesajı varsa, belirli çerçeveler içerisinde elbette olabilir. Ama odak noktam asla bu değildir. Ben rolü senaryoya göre seçerim. Rolü sevip sevmediğime bakarım. Beni heyecanlandırıp heyecanlandırmadığına bakarım. Bu şekilde tercihlerde bulunuyorum.

Eğitim biçimimizden, ailemden, yaşadığımız çevreden dolayı çok acı durumlar yaşamadım ama çok acı durumlar gördüm. Biz de elbette kadın olarak birçok sorunla karşılaşıyoruz. Sadece Türkiye’de değil dünyada da böyle. Ama Türkiye’de kadına şiddet çok daha fazlalaşmaya başladı. Bu çok acı bir durum. Taciz ve şiddetle karşılmadım ama karşılaşmış gibi hissediyorum. Şiddetin ve cinayetin bana olmaması, bir başka kadına olması benim bu duruma müdahale etme gereği duymama engel değil.

Bu konuda neler yapıyorsunuz?

Şu anda buna müdahale edebilme olanaklarımızı araştırıyoruz. Ne yapabiliriz, nasıl yardım edebiliriz diye.

‘İçimde vamp bir kadın olduğunu sanmıyorum’

Bu rolü kabul etmenizde bu konudaki duyarlılığınızın etkisi var mı?

Tabii ki; öncelikle bir kadın projesi oluşu, kadın sorunlarını yansıtması ve bu konudaki mücadeleyi verecek olması. Şehirli ve taşralı iki kadın. Farklı kültürdeler ama aynı mücadeleyi veriyorlar. Nerede ve nasıl olursan ol kadın olmak böyle bir şey.

Tempo dergisi için bir fotoğraf çekiminiz vardı. “Cesur pozlar” diye büyük yankı yaptı. Bu sizi rahatsız etti mi?

Yoo beni rahatsız etmedi. Tempo ile yaptığımız çekimin konseptine göre vamp bir kadın olacaktım. “Cesur pozlar” diye çıkmasının nedeni sanırım beni hiç öyle görmedikleri için farklı gelmesiydi insanlara...

Sizin içinizde vamp bir kadın var mı?

Sanmıyorum.

Rol seçer misiniz? Ya da sevişme sahnesinde oynamam, öpüşmem gibi kurallarınız var mı?

Açıkçası bu tarz konuları çok düşünmem. Düşünerek de büyütmem. Çünkü odak noktam asla onlar olmamıştır. Her şeyin gereğince ve zamanında yapılması gerektiğini düşünürüm. Çok gerektiren bir durumsa, bir mesajı varsa, belirli çerçeveler içerisinde elbette olabilir. Ama odak noktam asla bu değildir. Ben rolü senaryoya göre seçerim. Rolü sevip sevmediğime bakarım. Beni heyecanlandırıp heyecanlandırmadığına bakarım. Bu şekilde tercihlerde bulunuyorum.

Özel yaşamınızda neler var?

Zamanım işimle geçiyor. Çok değişik bir işimiz var. Eğlenceyi de üzüntüyü de hüznü de burada sette yaşıyoruz. Onun dışında tatil yapmayı çok seviyorum. Fırsat buldukça mutlaka yaparım. Ama biz uzun tatillere çıkamıyoruz, ancak iki üç günlük kaçamaklar yapabiliyoruz. İki yıldır yemek yapıyorum, iyi gidiyor, lezzetli yapıyorum.

Gelecekte kendinizi nerede görmek istiyorsunuz?

Hiç oturup da ne oynamak isterim acaba diye düşünmedim. Oyunculuk devam edecek, bu bitmeyen bir süreç.



Yükleniyor...